Kent16 Haber | Bursa Haberleri ve Son Dakika - Güncel Haberler
Köşe Yazısı

KURU BİR ÇAMURDAN ADEM ( AS.)’A

KURU BİR ÇAMURDAN ADEM ( AS.)’A

Bir iki gün önce bir soruya muhatap oldum ki; burada yazıp yazmama noktasında biraz düşündüm hani. Sorulan bu soru oldukça enteresan. Dilimin döndüğünce çok basit bir bakış açısına indirgeyerek siz değerli okurlarım ile paylaşmak istedim 

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Tasavvuf öğretilerinde ilk öğrendiğim, benimsediğim sözlerden bir tanesi ‘’ şeriatı olmayan hiçbir şeyin hakikati olmaz ‘’ farklı bir bakış açısına ait bir bakış açısıyla yazacağım bu sözler hiçbir şekilde şeriatın rabbimizin bir emri olduğunu ortadan kaldırmaz. Hatta yukarıda yazdığım söz ile birlikte ilk öğrendiklerimden bir tanesi de ‘’ şeriattan bir taş kaldıran yerine baş koyar ‘’ olmuştur. Lakin bazen bakış açım diğer birilerine ters gelebilir. Amacımız Ayet ve hadislere farklı açılardan bakmaya çalışarak bu ayet ve hadisleri hayatımızın içerisine sokmak. Vermiş olduğum örmek ve anlatım tarzından kaynaklanan nice bir yanlış varsa muhakkak ki bu benim şahsi yanlışımdır. Yanlış bana aittir. Elbette ki bende mükemmel biri olduğumu iddia edemem. Yanlışlarımız  çok. 

Şunu anlatmak istiyorum Kuran canlıdır ve kainat kitabıdır. Geçmişte yaşanılan olayları sadece bir hikaye dinler gibi dinlemek veya bir tarih kitabı gibi okumak bana hep biraz yavan gelmiştir. Her bir ayet üzerimize bir elbise giyer gibi giyilmeli ve bu günlük yaşantımızda bu ayetler üzerimizde şık bir elbise gibi durmalıdır diye düşünüyorum. Tabii ki biz beceremedik. Dünya her konuda ağır bastı azizim. En azından niyetine girme cesareti göstererek denedik diyerek kendimizi hep avutmaktayız. 

Neyse bu kadar girişten sonra bana sorulan soruya dönelim. 

Çay ocağında bir kardeşim ile çay içiyorduk ki, bir iki sefer birlikte çay içip lafladığımız bir arkadaşımız Bahri bey, yaratılış ile alakalı ne diyorsun, Allah Teâlâ ruhumdan üfledim diyerek acaba bizim üzerinde düşünmemiz gereken bir durumumu bize işaret ediyor. Sen ne düşünüyorsun diyerek sordu. 

Kardeşim, benim bakış açım biraz daha farklı, diyerek söze başladım. 

Her ne kadar Kuran_ ı Kerim Adem as.’ın yaratılışını geçmiş zaman diliminde yaşanmış bir olaymış gibi anlatmış olsa da. Kainat kitabımız kuran her zamana hitap ettiği için özellikle Kurana konu olmuş ayetleri geçmiş zamanda aramaktansa anda ( şu anda, bulunduğumuz zamanda ) anlamaya çalışmak bence en doğrusudur diye cevap verdim. 

Hicr suresindeki anlatımını öncelikle sizlerle paylaştıktan sonra sözlerime devam edeyim. 

 “Hani Rabbin meleklere, ‘Ben kuru bir çamurdan, şekil verilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip  içine ruhumdan üflediğim zaman onun için hemen saygı ile eğilin (onu kabüllenin ve ona saygı duyun)’ demişti. Bunun üzerine bütün melekler hep birlikte secdeye vardılar (onun yaratılacağı haberini kabullendiler), İblis hariç. O, secde edenlerle beraber olmadı.”(Hicr, 28-31) 

Hazreti Azrailin yeryüzünden aldığı ve rabbinin huzuruna getirdiği kuru çamuru ve akabinde insanlaşmaya giden bu yolculuğu anlayabilmek için bizim bu aleme geliş sebebimizi çok iyi idrak etmemiz gerekiyor. Bu dünyaya gelişimiz her ne kadar imtihan için dense de gerçekte tekâmül içindir. Rabbimizi anlayabilecek, cemalini burada ve ahiret aleminde seyredebilecek, onu esma ve sıfatlarıyla en az aynel yakın mesafesinde idrak edebilecek bilgiye ulaşma çabalamasıdır. 

Kendi efalini, kendi sıfatlarını hakkın fiil ve sıfatlarına harmanlamış Arif diye isimlendirdiğimiz bu melekvari insanlar halkın içerisinde gezinirler ve Adem olma fıtratına sahip, henüz daha insan, Adem diye isimlendirilmeyen bu kuru çamur nispetinde olan varlığı alır İnsanı Kamil dediğimiz Kemalet ehli bir İnsanın karşısına getirir. 

Bu kemalat ehli olan insan muhabbetiyle ( kudret eliyle ) bu çamuru yoğurur ve Hakkın istediği nispette hal ve hareketlerini, düşüncelerini şekillendirir. Yani bu insanlaşma yolculuğunda Adem olacak kişi şekillendirilir. Elbette ki bu şekillenme kuran üzere bir şekillenme, rabbinin rızasını kazanacak şekilde bir şekillendirme. İstenilen gerçekleştiğinde Rabbimizin kendi ruhumdan üfledim sözünden İnsanı kamilin bu şekillendirilen Adem yapısına La ilahe illallah lafzı celalini bildirmesi gibidir. Adem dediğimiz bu varlık kendisine bildirilen bu la ilahe illallah lafzı ile ancak rabbimizin iltifatına mazhar olabilecek bir hale dönüşebilir. İnşallah bir başka yazım da da bu lafzı celalin anlamını ortaya koymaya çalışırız. 

La ilahe illallah, illa Allah, her türlü güç ve kudret Allaha aittir başkaca ilaha itibar yok mahiyetinde olup gerçek manada bir yaradılışın oluşuna şahit oluruz. 

Bu varlığa melekler secde etmişlerdir. Bütün kainat o kişiye hizmet etmek için yaratılmıştır. Bir tek akıl iblislik yaparak neden, niçin diye sorgulayarak şeytanlığını burada gösterir ve ben burada bir üstünlük göremiyorum diyerek secde etmez. Ya da kabullenmez. 

Kısaca Adem bilemediğimiz uzun yıllar öncesi cenabı hakkın kudret elinde yaratılmıştır inkar etmiyoruz ama her dönemde, her anda şimdi de de Adem yaratılmaya ( oluşturulmaya ) devam ediyor. Görsekte, görmesekte, bilsekte bilmesekte, farkında olsakta olmasakta. 

Bu benim düşüncem ki, önemli olan olanı anda yakalamak, anda görmek. 

Belki de kelimeyi şahadet ederken gerçek şehadet ( gerçek şahitlik ) budur. İman ettiğimiz her ne var ise ona şahitlik etmek veya görmek. 

Her türlü yoruma açığım. İstediğiniz zaman bana ulaşabilir ve fikrinizi paylaşabilirsiniz. 

Saygılarımla….